Kastamonu

Kastamonu Chatroulette Sohbet ChatKastamonu ili, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz bölgesinde yer alan ve Sinop, Çorum, Çankırı, Karabük ve Bartın ile sınırı bulunan Karadeniz kıyısında bulunan bir ildir, merkez ile birlikte toplam 20 ilçesi mevcuttur.

İlçeler Plâka numarası “37″ olan Kastamonu’nun İlçeleri; Abana, Ağlı, Araç, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Merkez, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşköprü, ve Tosya’dır.Kastamonu merkez nüfusu:91.100; köyleriyle beraber merkez ilçe nüfusu, toplam:125.000 kişidir.

Araç: ilmerkezine 44 km uzaklıkta bulunan ilçe Kastamonu – Karabük karayolu üzerindedir.
Azdavay: Kastamonu ilinin kuzeybatısında 1268 m² yüzölçümüne sahip engebeli ve ormanlık arazi ile çevrilidir.İlçe kuzeyde Şenpazar ve Doğanyurt ilçeleri, güneyde Daday ilçesi, batıda Pınarbaşı ilçesi, doğuda Küre ve Ağlı ilçeleri ile çevrilidir.Kastamonu’ya Ağlı-Seydiler üzerinden 74 km’dir. İlçe 49 köy ve 4 mahalle olmak üzere toplam 53 idari birimden oluşmaktadır.İlçeye bağlı Ahat köyü çatak mahallesi sınırları içerisinde Çatak Kanyonu vardır .
Bozkurt: Karadenize kıyısı olan bir ilçedir. İlçe merkezi sahilde olmayıp, Abana’nın 2 km güneyindedir.
Cide: İl merkezine uzaklığı 133 km’dir ve Karadeniz kıyısındadır. 12 km kumsalı olan Cide, konumu gereği tarih boyunca İpek Yolu üzerinde önemli bir liman olma özelliğini sürdürmüştür. İlçede ahşap gemi ve yat tersaneleri mevcuttur.
Daday: İl merkezine uzaklığı 32 km’dir. Atatürk 23 – 31 Ağustos 1925′te “Şapka ve Kıyafet İnkılabı” dolayısıyla Kastamonu’ya geldiğinde ilçeyi ziyaret etmiş ve Köpekçioğlu Konağı’nda misafir edilmiştir. Nüfusu 4800′dür. Eğitim için iki lisesi(Daday Lisesi)-(Daday İmam Hatip Lisesi), bir yatılı ilköğretim bölge okulu (Profesör Doktor Fahri Ecevit Yatılı İlköğretim Bölge Okulu), 2 ilköğretim okulu (Atatürk İlköğretim Okulu)-(Miralay Halit Bey İlköğretim Okulu) vardır.
Taşköprü: Kastamonu ya 41 km uzaklıktadır. Denizden yüksekliği 500 m. olan ve Gökırmak Ovasında kurulu bulunan İlçede her sene Eylül ayının ilk haftası uluslararası kültür ve sarmısak festivali düzenlenmektedir.İlçe merkezi,plânlı ve düzenli bir yerleşime sahip olup Tosya’dan sonra en fazla nufusa sahip ikinci merkezdir.Sarımsağı ve kuyu kebabı ile meşhurudur.Kastamonu-Sinop yolu üzerindedir.
Devrekani: İl merkezine uzaklığı 29 km’dir. Eski bir yerleşim merkezi olan Devrekani höyük ve harabeleri, çeşme ve camileri ile arkeolojik yönden zengindir. 23 – 31 Ağustos 1925 Kastamonu ziyaretlerinde Atatürk 28 Ağustosta ilçeyi ziyaret etmiş, Bozkocatepe – Kurukavak Köyünde ormanlık bir alanda bulunan Müftüoğlu Mehmet Bey’in çiftliğinde misafir edilmiştir.
Hanönü: İl merkezine uzaklığı 69 km’dir.Taşköprü’ye bağlı bir nahiye(bucak) iken ayrı bir ilçe haline getirilmştir. Kastamonu’ nun en önemli yatırlarından, türbesi şehir merkezinde bulunan Şeyh Şaban-ı Veli İlçenin Çındar Köyünde M.1471 yılında doğmuştur. İlçede Mayıs ayı ilk haftasında “Şeyh Şaban-ı Veli Anma Haftası” Ekim ayının ilk haftası Panayır düzenlenmektedir.
İhsangazi: İl merkezine uzaklığı 37 km’dir. İlçenin İsalar Mahallesinde bulunan Haraçoğlu Camii ve Türbesi tarihi ziyaret yeridir.
İnebolu: İl merkezine 90 km uzaklıktadır. İlçe merkezi kentsel sit alanıdır. 347 tescilli yapı bulunmaktadır. Abeş Tepesi ve Geriş Tepesi Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillidir.İlin önemli ve eski ilçelerinden biridir.
Küre: İl merkezine uzaklığı 61 km’dir. İlçede bulunan Doğanlar Kalesi M.Ö. 1700 – 1100 yıllarında yapılmıştır. Küre orman içi yayla turizmi için elverişli ve tabii güzellikleri olan bir ilçedir. Yaralıgöz Dağı eteklerindeki kanyon görülmeye değerdir.
Pınarbaşı: İl merkezine 92 km uzaklıktadır. Ilıca köyünde bulunan Roma Dönemi “Ayazma”da ılık su hala mevcuttur.AYrıca Dünya’ nın en büyük ikinci kanyonu Valla Kanyonu ve yine Dünya’ nın en büyük 4. mağarası Ilgarini Mağarası bu ilçededir.Bir de Horma Kanyonu isminde ikinci bir kanyon daha vardır.İlçenin 1987 yılında ilçe olmasına karar verilmiş, 1988 yılında ilçe olmuş ve 1989 yılında ilk belediye teşkilatı kurulmuştur.İlçe merkez nüfusu 1700, köylerle beraber 5174′ dür.İlçe de bir konak yani Paşa Konağı vardır ve ilçenin Uzunçam Köyü’ ndeki okulun bahçesinde eskiden kalam üzerinde yazılarlar bulunan bir taş vardır.İlçe eğer yeterli reklam yapılırsa gelcek vadeden bir turizm merkezidir.
Şenpazar: İl merkezine 100 km uzaklıkta olan ilçe Karadenize 37 km mesafede olup deniz seviyesinden yüksekliği 335 metredir.
Seydiler: İl merkezine 30 km uzaklıkta Kastamonu-İnebolu yolu üzerinde kurulu bir ilçedir.
Tosya: İl merkezine uzaklığı 70 km uzaklıktadır.Devrez Çayı ovasında ve E-80 Karayolu üzeridir.Merkez ilçeden sonra en fazla nüfusa sahip ilçe merkezidir.Pirinçi ile meşhurudur.
Geçmiş [değiştir]
Old Kastamonu Panaroma Photo
Kastamonu kalesi ve çevresi Ön Geçmişi Kastamonu’nun bilinen geçmişi, Hitit İmparatorluğu ile başlar. Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar M.Ö. 4.yy’da Perslerin eline geçmiştir. M.Ö. 4,yy’da Büyük İskender Anadolu ile birlikte Kastamonu topraklarını da Makedonya’ya katmıştır.

İskender’den sonra yöreyi ele geçiren Pontus Krallığı M.Ö. 1,yy’da Romalılar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Uzun yıllar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kastamonu M.S. 395 yılında İmparatorluğun bölünmesiyle bütün Anadolu gibi Bizans İmparatorluğuna katılmıştır.

Romalı ve Bizanslılar dönemi Bugün Kastamonu ve çevresindeki illeri de içine alan ve Romalılar devrinde adına Paflagonya (Pophlagonia) denilen bölgede yer almaktadır.

Romalılar devrinde Taşköprü’nün (Pophlagonia) eyalet merkezi olduğu zamanlar Kastamonu küçük bir kasaba olup, Bizans devrinde ve özellikle imparatorluk hanedanlarından olan Komnenler soyunun memleketi olan şehirin iktidarları döneminde gelişmeye başlamıştır. Bu hanedan zamanında buraya bir kale yapılmış ve Komnenler’in kalesi anlamında “Kastra Komneni” denilmiştir[2]. Bu kelimenin Türkmenlerin bölgeye yerleşmesiyle zamanla (“Kastamoni”, “Kastamonu”) bugünki şekline dönüşmüştür.

Old Kastamonu Selçuklu ve Osmanlı dönemi Moğol istilası önünde Türkistan ve İran’dan kaçan Türklerin, ikinci büyük göç dalgasından da en fazla etkilenen şehirlerin başında Kastamonu gelmiş ve İç Anadolu’da Moğollara karşı tutunamayan birçok Türk boyu Ilgaz Dağlarının kuzeyine yani Kastamonu’ya sığınmıştır. Yirmi dört Oğuz boyunun neredeyse tamamı Kastamonu çevresinde yurt tuttuğu gibi, Alpı, Alpağut, Dânişmendli, Kıpçak, Karluk, Çiğil, Yağma gibi Türk boyları da Kastamonu’ya yerleşmişlerdir.[3] Kastamonu’da hâlen birçoğu yaşatılan Kayı, Bayat, Çavundur, Kınık, Îğdir, Afşar, Kıyık, Büğdüz, Bayındır, Çepni, Karaevli gibi yer adları Oğuz iskânının mahiyetini çok iyi ifade etmektedir. 1260’lı yıllarda İbn Sa’d bu kente “Türkmenlerin Başkenti” adını vermiştir[kaynak belirtilmeli]. Yine onun kaydına göre, bu tarihlerde Kastamonu bölgesinde 100 bin çadır halkı yığılmıştır.[4]

Kastamonu’nun ilk defa Türklerin eline geçmesi Danişmentliler zamanında Ahmet Gazinin Oğlu Gümüş tekin devrinde “1105 yılında” gerçekleşmiştir. 100 yıla yakın bir zaman Danişment idaresinde kalan şehir ve çevresi 15 yıl süre ile tekrar Bizanslılara geçmiş, 1213 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın emriyle Selçuklu kumandanı Hüsamettin Çobanbey tarafından zaptedilmiştir.

Moğollar tarafından bölgenin ikinci kez zaptına memur edilen Şemsettin Yaman Candar kumandasındaki ordu 1292 yılında Kastamonu’ya giderek Muzafferettin Yavlak Arslan birliğini bozguna uğratmış kendisi de öldürülmüştür. Muzafferettin Yavlak Arslanın oğlu Mahmutbey, babasının intikamını almak için mücadeleye girmiş ve Şemsettin Yaman Candar’ı buradan batıya sürmeyi başarmıştır. Şemsettin Yaman Candar’ın ölümünden sonra Süleyman Paşa tarafından 1309 yılında Kastamonu yeniden zaptedilmiş, toprakları genişletilerek “Candaroğulları Beyliği”ni kurmuş ve Çobanlar hakimiyetine son vermiştir.

Osmanlı devletinin kuruluş sürecinde Bizans’a karşı düzenlenen seferlerde Kastamonu’da yerleşik türkler, Osmanlı Beyliğine yoğun bir destek vermişlerdir.

1333’lerde Kastamonu’ya uğrayan ünlü gezgin İbn Batuta,

“Kastamonu (Anadolu’daki) şehirlerin en büyük ve en güzellerindendir… Hiçbir ülkede fiyatları bu şehirden daha ucuz bir yer görmedim.”[5] şeklindeki açıklamalarıyla şehrin büyüklüğüne ve hayat şartlarının elverişliliğine ışık tutmuştur.

İsfendiyarbeyden sonra “İsfendiyaroğulları” adını da alan Kastamonu beyliği 1460 yılında Osmanlı İdaresine girinceye kadar önemli bir ilim ve kültür merkezi olmuş, bir çok ilim adamı yetiştirmiş, Osmanlılar zamanında da bu özelliğini devam ettirmiştir.

Kastamonu, Fatih Sultan Mehmet’in 1460 yılında Sinop’la birlikte bu şehri alarak Candaroğulları beyliğini ortadan kaldırmasından sonra Osmanlı devletine katılmıştır.

Osmanlı döneminde önemli bir eyalet merkezi olan Kastamonu, uzun süre Üsküdar’a kadar olan bölge ile Sinop,Çankırı,Zonguldak,Bolu,Çorum illerinin yönetim merkezi olmuştur.

Türk egemenliğine geçtikten sonra hiç düşman istilasına uğramamış olan Kastamonu, Çanakkale ve İstiklâl savaşında en fazla şehit veren illerimizden biridir.İl, Çanakkale Savaşında 2.527 şehit verdi. Meşhur “Çanakkale Türküsü”,Kastamonu’lu aşık Yorgansız Hakkı’ya aittir.

Millî Mücadele ve Cumhuriyet dönemi Kastamonu Ulusal (Milli) Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olması nedeniyle büyük yarar sağlamıştır. Özellikle Ankara’ya İnebolu-Kastamonu yoluyla yiyecek, giyecek, para, cephane ve silah gönderimi yapılmıştır. Ve Kurtuluş Savaşı’nda cepheye en çok asker gönderen ildir.

Şehit Şerife Bacı AnıtıMİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE KASTAMONU’DA KURULAN CEMİYETLER

Millî Mücadele’nin başlangıcı olarak kabul edilen 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren, yurdun çeşitli yerlerinde olduğu gibi, Kastamonu ve çevresinde de, bu hareketi desteklemek amacıyla çeşitli cemiyetler kurulmuştur. Bu cemiyetlerin başta gelen amacı; halkın millî bilincini kuvvetlendirerek, Anadolu’da başlayan bağımsızlık hareketini madden ve manen desteklemelerini sağlamaktı.

Bu cemiyetler, yukarıda belirttiğimiz amaçlarının yanında, ileride bunların tüzüklerinde de görüleceği üzere, dejenerasyona uğramış toplumun değer yargılarını tekrar canlandırmak, özellikle gençlerin ahlâkî durumlarını yükseltmek ve onları vatana faydalı kişiler olarak yetiştirme görevini de üstlenmişlerdir. Şimdi kurulan bu cemiyetleri, kuruluş sırasına göre teker teker incelemeye çalışalım.

İNEBOLU GENÇLER MAHFİLİ (KLÜBÜ)

İnebolu Gençler Mahfili, azınlıkların taşkınlıkları ve bu taşkınlıkların sinirlere verdiği gerginlik sonucu doğmuştur. Mahfilin açılış amacı, gençlerin millî menfaatler etrafında toplanması ve diğer taraftan da azınlıklara karşı bir birlik oluşturması idi.

Mondros Mütarekesi’nin doğurduğu kötü sonuçları gören İnebolu gençleri, kahvelerde ve evlerdeki görüşmelerin faydasızlığını ve hatta zararlarını anlamışlardı. Çünkü evlerde yapılan toplantılar belli bir aşamadan öteye gidemiyordu. Gençlerin daha çok faydalı olabilmeleri için plânlı ve programlı olarak belli bir teşkilat çatısı altında toplanmaları zaruri idi. Bunun yanısıra Pontusçulardan da çeşitli tehdit ve kışkırtmalar geliyordu. 1 Rum ve Ermeni azınlıklar tarafından kendilerine yapılan bu haksız ve nankörce saldırılar karşısında İnebolu gençleri, harekete geçmişler ve İnebolu Gençler Mahfili’ni kurmuşlardır. Hüsnü Açıksöz, bu cemiyetin 27 Temmuz 1919’da kurulduğunu belirtmektedir. 2 Aynı şekilde 15 Haziran 1919 Kastamonu’da “Açıksöz Gazetesi” de, azınlıkların Kastamonu’da Türkler’e karşı yaptıkları taşkınlıklara karşı, Türk halkını bunlara karşı uyanık tutmak ve Millî Mücadele’yi desteklemek amacıyla yayın hayatına başlamıştı. 3

a) İnebolu Gençler Mahfili’nin Kurucuları

Bu cemiyetin kurucularının kimisi ticaret idadisinde, kimisi de serbest meslekte çalışan gençlerdi. Tesbit edebildiğimiz kurucularından başlıcaları şunlardı:

Mustafa Selim, Mustafa Nuri, Asker Mustafa, Mustafa Fehmi, Mustafa Sıtkı, Reji Müdürü Mustafa Cemal Azmi, Tapucu Kamil, Ahmet Hamdi, Şevket Ahmet Faik, Fotoğrafçı Recep, Manifaturacı Recep, Muallim Şükrü, Rizeli Abdullah, Baytar Sadık, Muallim Lâtif, Altıkulaç Mehmet, Trabzonlu Remzi, Kemâl, Cebeci Sabri, ibrahim, Alaeddin, Muallim Mehmet.4

Bu gençlerden bazıları Mütareke’den sonra şimdiki belediye binası olan, eski medresenin reis odasında gizlice toplanıyorlardı. Bundan haberdâr olan Yüzbaşı Osman Nuri, bu fedakâr gençlere yardım ederek5 eski ittihat ve Terakki binasının tutulmasını sağladı, ilk önce bu binada “inebolu Gençler Mahfili” adı ile işe başladılar. Önceleri maksatlarını gizleyen ve siyasetten bahsetmeyen gençler, bu canlılıkları yerli Rumların gözlerinden kaçmamıştı. Rumlar bu cemiyeti dağıtmak için gizlice İngilizlere, patrikhaneye hatta İnebolu Kaymakamlığına ve Kastamonu Valiliği’ne yaptıkları ihbar üzerine tahkikat açılarak, cemiyetin yönetim kurulu üyeleri iki defa kaymakamlığa gelen İngiliz Komiseri’nin sorgularına maruz kalmışlardı.6

Gençler bütün bu zorluklara karşın faaliyetlerine devam ederek teşkilatlarını genişletmişlerdi. İçinde bulundukları maddî imkânsızlıkların yanında, toplantılarını yapacak doğru dürüst bir binalarının olmayışı, gençlerin işlerini güçleştirmişti. Bütün bunlara ilâveten, sık sık takibe uğramaları ve kendilerine baskı yapılması, çalışma şartlarını daha da zorlaştırmakta idi.

b) İnebolu Gençler Mahfilinin Tüzüğü

1- Çevrenin kültür düzeyi göz önüne alınarak ve siyasetten bahsetmeksizin memlekete millî terbiyeyi, tarih ve sosyal bilgiyi öğretmek. Bu amaçla halkın kendi örf ve ananelerini tanımaları, tarihlerinden haberdâr olmaları temin edilmiş olacaktır. Çünkü geçmişini bilmeyen milletler geleceğine yön veremezler. Bu faaliyetler yapılırken çevredeki ilim adamları ile de sıkı münasebet kurulmalıdır.

2- Cemiyet bu gayesine ulaşmak için bütün gayreti ile çalışacaktır. Bu çalışmalar arasında dergi ve gazete yayınlamak, konferanslar vermek, gece okulları açarak ders vermek, kitap yazmak, fakir fukara ve şehit çocuklarını yedirip içirerek onların bir meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak. Ayrıca dinî ve millî örfümüze hiç yakışmayan dilenciliği ortadan kaldırmaya çalışmak gibi faaliyetleri sayabiliriz.

3- Halk arasında geçmişteki büyüklerimizden örnekler vererek, büyüklere saygı küçüklere sevgi düsturunu anlatmak, unutulmaya yüz tutmuş milli geleneklerimizi ve sanatlarımızı tekrar canlandırmak için gerekli çalışmaları yapmak.

4- Fakir çocuklarını okutturmak, kalem, defter, kitap, elbise gibi ihtiyaçlarını temin etmek.

5- Halkı mübarek gün ve gecelere saygı duymaya teşvik etmek, bu konuda ilgisizliği görülen kişileri bilinçlendirmek ve ikaz etmek, halkı toplantı ve vaazlara alıştırmak, cami ve kabristan gibi yerlerin korunması için gerekli teşebbüslerde bulunmak.

6- Halk arasında ihtikâr, ihtiras ve şahsî çıkarcılık gibi kötü huyları ortadan kaldırmaya çalışmak.

7- Düğünlerde güzel âdetlerimizi muhafazaya çalışmak, bunun yanında kötü alışkanlıkları ve lüzumsuz masrafları ortadan kaldırmaya çalışmak.

8- İçkinin maddî ve manevî zararlarını anlatarak, halkı bu zararlı maddeden vazgeçirmeye çalışmak. 7

Yukarıda maddeler halinde sıraladığımız tüzükten iki önemli sonuç çıkarıyoruz: Bunlardan birincisi; Millî Mücadele döneminde, halkın ahlâkî bir çöküntü ile karşı karşıya bulunduğu, buna bağlı olarak millî ve manevî değerlerini unutmaya yüz tuttuğu, halk arasında birtakım kötü alışkanlıkların yaygınlaştığı görülmektedir.

İkinci olarak; vatanın kurtuluşu ve milletin bağımsızlığı için kurulan bu cemiyetin, Türk millî kültürünü kendisine ilke edinmiş olmasıdır. Millî ve manevî değerlerimizden hareketle halkı, geçmişteki şanlı günlere kavuşturmayı amaçladığı görülmektedir, işte bu mukaddes amaç uğrunadır ki; İnebolu Gençler Mahfili’ni kuran gençler hiçbir maddî menfaat beklemeden milleti uğrunda cansiperane çalışmaktan bir an bile geri durmamışlardır.

KASTAMONU MÜDAFAA-İ HUKUK HANIMLAR CEMİYETİ VE HANIMLARIN ÇALIŞMALARI

Millî Mücadele’de Kastamonu erkeği kadar kadını da gerekli fedakârlıkları göstermiştir. Vatan ve millet söz konusu olunca, Kastamonu kadını erkeğini geride bırakacak kadar yiğitlik ve kahramanlık örnekleri göstermiştir. Kurtuluş Savaşı’nda sırtında top mermisi, kucağında çocuğunu taşıyarak hizmet eden Anadolu kadınının en güzel örneklerini Kastamonu kadını vermiştir. Bunlardan bir örnek vermek gerekirse; şu anda Kastamonu’nun Şeydiler ilçesinde adına bir anıt dikilen ve bir caddeye adı verilen ve yine Kastamonu Hükümet Konağı önündeki parkta anıtı dikilen “Şerife Bacı” vatanın kurtuluşu için cepheye mermi yetiştirebilmek amacıyla kağnısı ile İnebolu’dan Ankara’ya doğru ilerlerken kışın soğuğunda yolda donarak şehit olmuştur.

a) Cemiyetin Kuruluşu ve Kurucuları

Milliyetperver ve vatansever Kastamonulu hanımlar çalışmalarını daha plânlı sürdürebilmek için derhal bir cemiyet kurmuşlardır. Bu sayede seslerini itilâf Devletleri yetkililerine duyurabilmişlerdir. Bunun yanında çeşitli toplantı ve mitingler düzenleyerek yetkili mercilere telgraflar çekmişlerdir. Cemiyetin ilk kurucuları şunlardır:

Birinci Başkan: Mevlevî Şeyhi Amil Çelebi’nin eşi,

İkinci Başkan: Polis Müdürü Halil Bey’in eşi, Umumî

Kâtip: Sıhhiye Müdürü Dr. Ferruh Bey’in eşi, Muhasip ve

Kâtip: Reji Müdürü Ömer Bey’in eşi,

Üye: Vali Vekili Defterdar Ferit Bey’in eşi,

Üye: Izbelioğlu Eşi Hafız Hanım,

Üye: Maarif Müdürü Talat Bey’in eşi,

Üye: Müdafaa-i Hukuk Reisi Ziyaettin Efendi’nin eşi . 8

b) Hanımların Yaptıkları Çalışmalar

Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Hanımlar Cemiyeti teşekkül ettikten sonra, hanımlar Millî Mücadele ile ilgili çalışmalarına başlamışlardır. 1919 yılının Ekim ayında Kastamonulu hanımlar Kız Öğretmen Okulu bahçesinde bir toplantı düzenleyerek, Mondros Mütarekesi’nden bu yana Türk Milleti’nin maruz kaldığı haksızlıklar dile getirilmiş, ayrıca hilâfet ve sadaret makamlarına yapılan bu haksızlıkların durdurulması için gerekenin yapılmasını istemişlerdir. Ayrıca İngiltere, İtalya Kraliçeleri ile Madam Vilson’a işgal edilen Türk toprakları; İzmir, Antep, Maraş ve Urfa’nın işgallerini protesto eden telgraflar çekmişlerdir. 9

Gayet büyük bir miting düzenlenmiş ve bu mitingde çeşitli nutuklar irad edilmiştir. Açıksöz Gazetesi’nin 14 Aralık 1919 (1335) tarih ve 25. sayısında nakledildiğine göre hanımlar arasında Zekiye Hanım bir konuşma yapmıştır. Zekiye Hanım, konuşmasının başında Türk Milleti’nin matemini dile getirmiş ve işine geldikleri zaman hak ve adaleti dillerinden düşürmeyen Avrupalıların, milletimize reva gördükleri haksızlıklardan bahsetmiştir.

Zekiye Hanım’ın Aralık 1919’da Avrupalılarla ilgili olarak dile getirdiği hususlar günümüzde de aynen geçerli değil midir? Avrupa’nın ortasında her türlü zulüm ve vahşetle karşı karşıya kalmış bir Bosna-Hersek ve her gün hâlâ insan haklarından bahseden Avrupalılar, mesele Türkiye’nin içişlerine karışmak olunca insan haklarının bir numaralı savunucusu olan Avrupalı politikacılar, Türklere veya Müslümanlara yapılan her türlü haksızlık karşısında susmuşlardır.

Zekiye Hanım konuşmasına devamla İzmir’in Yunanlılar tarafından vahşice işgalini ve İzmirli vatandaşlarımızın maruz kaldıkları haksızlık ve katliamlardan bahsetmiştir. Antep ve Maraş’ın durumunu da ortaya koyduktan sonra Zekiye Hanım, Kastamonululara hitaben; milletimize yapılan bu haksızlık ve zulümler karşısında susmayacaklarını, kalplerindeki imanlarına ve kendilerini yaratan Allah’ına güvenerek, canla başla mücadele vereceklerini söylemiştir.

Daha sonra Zekiye Hanım edebî bir dille itilâf Devletleri temsilcilerinin eşlerine telgrafla müracaat edeceklerini buna rağmen yapılan bu haksızlıklar devam ederse hanımlar olarak evlâtları ile aynı saflarda çarpışıp, şerefle şehâdet şerbetini içerek, kanlarını evlâtlarının kanlarına karıştırmaktan gurur duyacaklarını belirtmiştir. 10

Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Hanımlar Cemiyeti’nin kuruluş ve çalışmalarına değindikten sonra şimdi de, Kastamonulu hanımların gösterdikleri kişisel fedakârlıklara birkaç örnek vermek istiyoruz.

Lisede hanımlar bir müsamere veriyorlar. Bu müsamerede vatanın düşmüş olduğu felâketler iyice tasvir ediliyordu. Bu sırada çok derin bir duyguya kapılan hanımlardan bazıları altın saatlerini ve küpelerini Hilâl—i Ahmer (Kızılay)’e bağışlamışlardı.

Hilâl—i Ahmer Kadınlar Şubesi Kızokulu (Riyâzü’l-Benât)’nda bir sergi düzenlemişti. Bu okulun her odası eşya ile dolmuştu. Gösterilen eşyalar arasında iki yırtık gömlek vardı. Açıksöz Gazetesi başyazarı Hüsnü Açıksöz, bunların burada gösterilmesi sebebini sorunca, şu cevabı aldı:

“Bunların maddi kıymeti değil, manevi kıymeti büyüktür. Geçen gün hiçbir şeyi olmayan ihtiyar bir kadın sergiyi ziyarete geldi. Baktı, baktı ve koştu. Bu iki gömleği getirdi. Biz biliyoruz ki; bu biçarenin bu iki yırtık gömlekten başka verecek bir şeyi yoktur.” 11

Kastamonulu kadınlardan ilginç bir kahramanlık örneği de şöyledir: Bir gün Muhittin Paşa’ya bir dilekçe verilir. Bu dilekçeyi veren bir kadındır. Dilekçesinde, vatanımız ve millî varlığımıza kasteden düşmanın kirli ayaklarını bu topraklar üzerinde görmek istemediğini, kendisini de erkek soydaşları ile cephede çarpışmak istediğini ve cepheye gönderilmesi arzusunun kabulünü Muhittin Paşa’dan istemektedir12.

İşte milleti ve vatanı uğrunda canını seve seve feda etmek isteyen bir ana. Bunun içindir ki; tarihin her devrinde, Türk toplumu arasında kadının daima müstesna bir yeri olmuştur. İşte bu yüzdendir ki; ana denilince akla daima saygı duyulan, eli öpülen bir hanımefendi gelir. Cepheye gitmek isteyen elleri nasırlı bir köylü kadını. Fakat şehir kadını da ondan geri kalmamış ve o da kendi imkânları doğrultusunda nice fedakârlıklarda bulunmuştur. Şöyle ki:

Kastamonu’da Tephirhane memuru Ziya Efendi’nin kızı Hatice Hanım’ın düğünü vardı. Hatice Hanım’ın ailesi fakirdi ama, ne de olsa evlenme işinde eni boyu hesaplanmaz, gerekli para tedârik edilerek, geline bir gelinlik alınır. Fakat Hatice Hanım; gelinliğin satılmasını ve bedelinin Hilâl—i Ahmer’e bağışlanmasını ister. Sağdan soldan itirazlar başlar, gelinliksiz düğün olamayacağını söylerlerse de, Hatice Hanım kabul etmez ve bir basma entari ile gelin olmayı tercih eder. Cephede bu kadar kan akıp dururken, Kastamonu kadını süslü gelinlik giyip gelin olamazdı. Nihayet gelinlik otuz liraya satılır ve bu para Hilâl—i Ahmer’e verilir. Hatice hanım da basmadan bir entari ile gelin olur.

KASTAMONU MUALLİMLER CEMİYETİ

Millî Mücadele döneminde Kastamonu’da kurulan cemiyetlerden birisi de “Kastamonu Muallimler Cemiyeti”dir. Kastamonu Maarif Müdürü Talat Bey’in başkanlığında kurulan bu cemiyet, 16 Kasım 1919’da çalışmalarına başladı.13

Cemiyetin kuruluş amacı; millî istiklâlin sağlanması ve arkadaşlar arasında dostluk ve arkadaşlığın güçlenmesi olarak belirlenmiştir.14

Muallimler Cemiyeti’nin önceleri Gençler Klübü ile herhangi bir bağı yoktu. Kendi başına halkı aydınlatmaya çalışıyordu, fakat daha sonraları Gençler Klübü ile el ele vererek aynı ülkü etrafında toplandılar. Bu cemiyet çeşitli konferanslar düzenleyerek, çalışmalarını özellikle ilmî sahada yürütmüştür.

KASTAMONU GENÇLER MAHFİLİ (KLÜBÜ)

a) Mahfil’in Kuruluşu

Kastamonulu gençler istiklâl Savaşı’na katkıda bulunmak için önceleri Açıksöz Gazetesi idarehanesinde toplanıyorlardı. Burada ne yapılabileceği konusunda kendi aralarında tartışarak karar veriyorlardı. Bu vatansever gençler 2 Temmuz 1919’da “ihtiyat Zabitleri Şubesi”15 adı ile bir dernek kurdular. Bu dernek 2 Temmuz 1919’da Açıksöz Gazetesi idarehanesinde kurulmuştu. 16 Ancak burada da yeterli çalışma imkânı bulamıyorlardı. Bir müddet böyle devam ettikten sonra, Dâru’1-Kura Medresesi’nin üst katındaki büyük odada 17 Şubat 1920’de “Kastamonu Gençler Mahfili” adı ile bir klüp kurdular. Gençler Mahfili dönemin Kastamonu ve Havalisi Kumandanı Osman Bey’in yardımı ve desteği ile kurulmuştu. 17

Gençler Klübü’nün ilk başkanı Kara Hüseyinzâde Abidin Bey’dir. Vali Cemal Bey ise, klübün fahri başkanı idi. Vali Cemal Bey, her fırsatta klübe gelir, elinden gelen her türlü yardımı yapardı. Klüp, kısa zamanda bütün Kastamonu gençliğini içine alacak kadar genişlemişti. Gençler akşamları bir coşku içinde klübe doluyorlar, savaşın durumunu görüşüyorlardı. Aralarında öyle bir samimiyet vardı ki; sanki hepsi aynı cesette ayrı ayrı ruhlar idi. 18 Hiçbirisi kendi menfaati nedir bilmez, sadece vatan ve milleti için elinden gelen gayreti gösterirdi.

b) Mahfil’in Çalışmaları

Kastamonu Gençler Mahfili üyeleri, yukarıda saydığımız bütün bu güzel hasletlerinin yanında, birçok görevleri de yerine getiriyorlardı. Bu gençler içeride bulunan hainleri tesbit edip, ilgili makamlara bildiriyorlardı. Ayrıca bazı menfaatperestler, Millî Mücadele için toplanan paralar için kendilerine az miktarlar yazdırmışlardı. Gençler bu ve benzeri durumları Vali Cemal Bey’e haber vererek, meydana gelebilecek haksızlık ve düzensizlikleri önlemiş oluyorlardı. 19 Velhâsıl memleketin hangi meselesi olursa olsun, gençler bizzat ilgileniyor, çareler arıyor ve çözüm yolları bulmaya çalışıyorlardı.

Gençler klübü üyeleri aynı zamanda askerî işlerde de çalışırlardı. Yapılan “Cuma Talimleri”nde bu gençler “Takım Zabiti” olarak görev alırlardı. Bazı geceler kahvehanelere gider, halkla konuşur, savaşla ilgili konuları görüşürlerdi. Ayrıca Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde sekiz-on genç görevlendirilmişti. Bu gençler askerler için alınmış elbise, kaput, çamaşır vesair eşyayı birer birer teslim alıp, yine aynı şekilde teslim ediyorlardı. 20 Bütün bunların yanında kulüp üyeleri kendi aralarında daima bir birlik ve beraberlik içinde bulunmuşlardır.

Bu gençler, kuru kuruya bir kalabalık da değillerdi. Daima kitap okur, bilgilerini her geçen gün arttırmaya çalışırlardı. Bu amaçla her üye elinde bulunan kitapları klübe getirir, arkadaşlarının da bu kitaplardan faydalanmalarını sağlardı. 21 Yine bu cümleden olarak gençlerin yaptıkları çalışmaların en önemlilerinden birisi de; düzenledikleri çeşitli konferanslardı. Bu konferanslar sayesinde, halkın kültür düzeyi yükseltilmeye çalışılmıştır. Kurtuluş Savaşı hakkında bilgiler verilerek halkın daha fazla katkıda bulunması sağlanmıştır.

Bu konferansların ilki, Sevr Antlaşması’nı protesto amacıyla verilmiştir. Bununla ilgili olarak Açıksöz Gazetesi’nin 13 Kasım 1920 tarihli 96. sayısında şöyle bir haber yer almakta idi:

“Bu salı gecesi Gençler Klübü’nde İstiklâl Mahkemesi azasından Tevfik Rüştü beyefendi tarafından Sulh Muahedesi hakkında bir konferans verilmiştir. Sulh Antlaşması’nın millî hayatımızı tamamen mahvetmeye matuf olan maddeleri, canlı birer misalle dinleyenlerin gözleri önüne serilmiş, yüzlerce hazırun tarafından sulh paçavrası nefretle yâd olunmuştur. Konferansa ekâbir-i memurinden bazıları ile Muhittin Paşa hazretleri de teşrif etmişlerdir.”22

Gazete devamla, bu cuma da Mehmet Cemal Bey tarafından “Hayat-ı Esaret ve İngiliz Hıyaneti” konulu bir konferans verileceğini bildirmektedir.23

Kısaca; Kurtuluş Savaşı’nda, Kastamonu Gençler Klübü inkılâbın öz bir varlığı idi. istiklâl Savaşı’nın her alanda desteği olan bu yuva, samimî ruhların, yekpare kalplerin birleştiği bir yerdi. Kurtuluş Savaşı’nda Kastamonu’yu hatırlarken Gençler Mahfili’ni ve onun fedakâr ve inkılâpçı üyelerini sonsuz saygılarla anmak gerekir.

KASTAMONU MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ

Kastamonu, 16 Eylül 1920’de Kuvâ-yı Milliye ile birleşti. Bu tarihten itibaren Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de kurulmuş oldu. 24 Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; kurulan her millî cemiyet gibi, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de, Millî Mücadele’ye büyük katkılarda bulunmuştur. Çünkü halk, ne kadar fedakâr olursa olsun, herhangi bir teşkilâtlanma olmadan kesin bir başarıya ulaşamaz. Kastamonu’da da çalışmaların düzenli olarak sürdürülebilmesi için bu cemiyete mutlaka ihtiyaç vardı.

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, ilk önce Daru’l-Kurra Medresesi denilen ve daha sonra Halk Fırkası bahçesine dahil edilen medresenin alt katının bir odasında toplantılarını yapıyorlardı. Daha sonra Ballıkzâde Şemsettin Bey’in Halk Fırkası Caddesindeki evi tutuldu ve orada faaliyetlere devam edildi.25

a) Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Kurucuları

Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin idare heyeti şu şahıslardan oluşuyordu:

Başkan: Şeyh Ziyaettin Efendi

İkinci Başkan: Eski mebuslardan Hoca Şükrü Efendi

Üyeler: Fazıl oğlu Besim, Hukuk Mahkemesi Başkanı Yusuf Ziya, Ulemadan Hacı Mümin, Tavukçuoğlu Ahmet, Akdoğanlıoğlu Mehmet Ali, Memleket Hastanesi Operatörü Ali Bey, Mülazımülevvel Şevket, Jandarma Mülazımevveli Remzi Bey. 26

Ayrıca Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucuları arasında Açıksöz Gazetesi sahibi Hamdi (Çelen) Bey de vardı.

b) Cemiyetin Çalışmaları

Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, kurulduğu günlerde en çok miting ve işgalleri protestolarla meşgul oluyordu. Bu cemiyetin üyeleri zaman zaman değişmekle beraber, cemiyetin başkanı Ziyaettin Efendi, cemiyetin düzenli çalışması için elinden gelen gayreti göstermiştir. Ayrıca Gazzezzâde Mehmet, Akdoğanlızâde Mehmet Ali ve Açıksöz Gazetesi sahibi Hamdi Bey bu cemiyetin kurulduğu günden sonuna kadar üyeliklerinde sebat etmişler ve üzerlerine düşen her işi hakkı ile yapmışlardır. 27

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri daha sonra Gençler Klübü üyeleri ile işbirliği yaparak, hizmet alanlarını genişletmişlerdir. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin hizmetlerinden en önemlisi; orduya ve Kastamonu’dan geçen çeşitli kişilere yaptıkları yardımlardır. Bu cümleden olarak, cephede savaşacak askerin giydirilmesi konusunda Müdafaa-i Hukuk, biri Sedat Bey diğeri Altıağazâdeler vasıtası ile olmak üzere iki parti elbise getirtmiştir. Bu elbise arasında onbin kadar asker elbisesi ve kaput bezi vardı. Getirtilen bu elbise Ankara’daki ordu levazım dairesine gönderilmiştir. Bütün bu elbisenin parası ise Kastamonulular tarafından ödeniyordu. Organizesini ise Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yapıyordu.

Şüphesiz Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti sadece para ve levazımatla uğraşmıyordu. Bir yandan para ve eşya temin ederken, diğer yandan da çeşitli mitingler düzenliyordu. Bu mitingler sayesinde halk, düşman tarafından işgal edilen yerlerden haberdâr edilerek, halkın dikkati çekiliyordu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti 5 Ağustos 1920 tarih ve 68 numaralı Açıksöz Gazetesi’ne bir bildiri veriyordu. Bildirisine, besmele, birlik, beraberlik ve düşmana karşı hazırlık yapmanın gerekliliğinden bahseden iki ayetle başlamıştır. Daha sonra devamla halkın Cuma günü Olukbaşı’nda toplanacaklarını, herkesin birbiriyle tanışıp, birbirlerine sevgi ile bağlanacaklarını, ayrıca düşmana karşı kuvvet hazırlamak için hep birlikte kararlar hazırlayacaklarını belirtmişlerdir. Bildirisinde; vatanın yer yer düşman tarafından işgal edildiğini, bu işgaller karşısında Kastamonu halkının oturup bekleyemeyeceklerini, ellerinden gelen fedakârlığı göstermek zorunda olduklarını belirtmiştir. Düşman tâ içlerimize sokulmuş, îslâmın işgal edilmemiş son beldesi olan güzel Anadolumuzun düşmana çiğnetilemeyeceği, mabetlerimizin düşman tarafından yıkılıp yakılmasına asla izin verilmeyeceğini, bunun için tembel tembel oturmak yerine, canla başla çalışılmalıdır. Dünyanın en kötü durumunun, düşmanın boyunduruğu altında yaşamak olduğunu, hatta bunun ölümden daha şiddetli olduğu vurgulanmıştır. Çünkü düşman esareti altına aldığı milletleri hayvan gibi kendi hesabına çalıştırır. Mazlum milletlerin durumu ortada, işte bu duruma düşmemek için, daha fırsat elde iken, daha düşman yurdu tamamen istilâ etmemişken hazırlanmak, dağınık kuvvetleri bir araya toplamak gereklidir. Ayrıca toplanan bu kuvvetlere talim yaptırarak tanzim etmek gerekir. 28

Bildirinin son kısmında ise, Kastamonu’da binlerce, onbinlerce gencin bulunduğu, bunların toplanarak ayrıca kaza ve köylerdeki gençleri de toplayıp, bunlara katmak suretiyle düşmana karşı muntazam bir kuvvetin hazırlanmış olacağı belirtiliyordu. Bu gençler cuma günleri eğitime tabi tutulacak, eğitimleri tamamlandıktan sonra da cepheye gönderileceklerdir. Bu nedenle halkın cuma günleri dükkanlarını kapatarak, bu eğitimle meşgul olmaları gerektiği belirtilmiştir. 29 Ayrıca, eğer bu çalışmalar düzenli bir biçimde yürütülürse bütün savaşlarda şöhret yapan Kastamonulular vatanın savunması için mükemmel bir ordu meydana getirecekler ve bunu bütün cihana duyuracaklardır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; Kastamonu işgal bölgesi olmamasına rağmen, Türk vatanını bir bütün olarak gören Kastamonu halkı, vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı uğruna her türlü fedakârlığı göstermiştir. Kadını, erkeği, çocuğu ve yaşlısı ile herkes üzerine düşeni yerine getirmiştir. Aynı zamanda “Kuvâ-yı Milliye”yi desteklemek amacıyla kurulan cemiyetler, gerek halkın aydınlatılmasında, gerekse asker ve mühimmat temininde büyük çabaların kaynağı olmuşlardır. Kurtuluş Savaşı’nda İstanbul’dan Anadolu’ya geçmek isteyen devlet erkânı ve İstanbul’dan gönderilen silâhlar, büyük bir stratejik öneme haiz olan İnebolu yoluyla, Kastamonu-Ilgaz güzergâhını takip ederek Ankara’ya ulaşmıştır, işte İnebolu Limanı’na gelen kişiler ve silâh gibi savaş mühimmatının Ankara’ya ulaşmasında hep bu cemiyet üyelerinin cansiperane çalışmaları sayesinde olmuştur.

1 Meselâ bu tehditlerden birisi; Boyacı, manifaturacı Danil’in manifaturacı Receb’e “Sizleri imha edeceğiz, Pontus Krallığını kuracağız’ şeklindeki sözleriydi. Bkz. Nurettin Peker, 1918-1923 İstiklâl Savaşının Vesika ve Resimleri, İnönü, Sakarya, Dum-lupınar Zaferlerini Sağlayan İnebolu ve Kastamonu Havalisi Deniz ve Kara Harekâtı ve Hatıralar, İstanbul 1955, s. 44. 2 Hüsnü Açıksöz, istiklâl Harbinde Kastamonu, Kastamonu Vilâyet Matbaası, Kastamonu, 1933, s. 78. 3 Fazla bilgi için bkz. Faruk Söylemez, “Millî Mücâdele’de Kastamonu Basını”, Ankara Üniversitesi Türk inkılâp Tarihi Enstitüsü Dergisi Atatürk Yolu, C. 3, sayı: 12, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1993, s. 411 vd. 4 Nurettin Peker, a.g.e., s. 45. 5 Fevziye Abdullah Tansel, “Memleketimizde Gençler İçin Kurulan İlk Demekler, Gazeteler ve Dergiler (1913-1920), Belleten, c. Ll (Nisan 1987), Sayı 199, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1987, s. 293 6 Nurettin Peker, a.g.e., s. 45. 7 Nurettin Peker, a.g.e., s. 45. 8 Nurettin Peker, a.g.e., s. 102. 9 Açıksöz Gazetesi, 14 Aralık 1919, sayı: 25. 10 Açıksöz Gazetesi, 14 Aralık 1919, Sayı: 25. 11 Hüsnü Açıksöz, istiklâl Harbinde Kastamonu, s. 103. 12 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 103. 13 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 79. 14 Aynı yer. 15 Kastamonu İhtiyat Zabitleri Şubesi’nden önce İstanbul’da “İhtiyat Zabitleri Te’avün Cemiyeti” adıyla bir cemiyet kurulmuştu. Bkz. Fevziye Abdullah Tansel, a.g.m., 6 numaralı dipnot. 16 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 78. 17 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 66-67. 18 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 68. 19 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 66. 20 Açıksöz Gazetesi, 27 Mayıs 1920, Sayı: 49. 21 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 73. 22 Açıksöz Gazetesi, 13 Kasım 1920, sayı: 96. 23 Aynı yer. 24 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 61. 25 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 61. 26 Nurettin Peker, a.g.e., s. 93. 27 Hüsnü Açıksöz, a.g.e., s. 61. 28 Açıksöz Gazetesi, 5 Ağustos 1920, sayı: 68. 29 Aynı yer.

Sütçü İmam Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi -
- ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 34, Cilt: XII, Mart 1996

Cumhuriyetin ilanından sonra, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “23-31 Ağustos 1925” tarihleri arasında Kastamonu’da yaptığı Giysi ve Şapka Devrimi, Cumhuriyet döneminin önemli olayı olarak tarih sayfalarına geçmiştir. Bu süre “Kültür, geçmiş ve sanat haftası” ismini almıştır.

İl Yapısı Yönetimsel Yapı Kastamonu İli’nde ilçe sayısı 20’dir ve merkez dahil olma üzere 21 Belediye, 1071 köy bulunmaktadır. Köy sayısı bakımından Türkiye’de ikinci sırada yer almaktadır. Ayrıca köylere bağlı 2.558 adet yerleşim birimi vardır.

Fiziki Yapı Türkiye’nin Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Kastamonu İli doğusunda Sinop, batısında Bartın ve Karabük, güneyinde Çankırı ve güney-doğusunda Çorum İl’ i ile sınır oluşturmaktadır. Kuzeyinde ise Karadeniz ile çevrilidir. 13.108 km2 alan üzerinde yer alan Kastamonu Türkiye topraklarının %1.7’ sini oluşturmaktadır. İl merkezinin denizden yüksekliği 780 mt dir. Karadeniz’e 170km’ lik sahil kıyısı ile açılır.

Toprak Yapısı Kastamonu İlinde iklim, topografya ve ana madde farklılıkları nedeniyle çeşitli büyük toprak grupları oluşmuştur.Bunların yanı sıra toprak örtüsünden yoksun bazı arazi tipleri de görülmektedir. Kastamonu İli toprak varlığının büyük bir kısmı organik maddece zengin orman toprağı içermektedir.İklim ve fizyoğrafik yapının müsaade ettiği kadar üzerinde her türlü kuru tarım ve sulanabilen alanlarda da sulu tarım kültürü yapılması uygundur.bu nedenle tarım yapılabilir.

Kastamonu Kültürel Yapı Tarihçesi binlerce yıl öncesine dayanan önemli uygarlıklar merkezi olan ve kültür şehri olarak gelişen Kastamonu zengin tarihi ile arkeolojik bakımdan zengin illerimizden biridir.

Kastamonu,Anadolu Türk-İslâm kültürü’nün önemli merkezlerinden biridir.Bu kültür, yörenin türkler tarafından fethinden sonra Beylikler-Selçuklu-Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde inşaa edilen ve bir kısmı günümüze kadar gelen mimarî eserler ve yer isimleri yanında halkın günlük yaşantısında etkili örf-adet ve geleneklerde de kendini göstermektedir.

İl’in görülmeye değer başlıca tarihî-kültürel eserleri arasında camiler,külliyeler, medreseler, türbeler ve kale bulunmaktadır.

Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi ilin en büyük ve en önemli dini turizm merkezidir. Hisarardı semtinde yer alan külliye; Camii, Türbe, Asa Suyu,Şadırvan, Kütüphane ve Ahşap Konaklardan meydana gelmektedir. Külliyede M.1575-1900 yılları arasında yapılanmalar ile genişlemiştir. Buna ek olarak Karanlık Evliya Türbesi, Aşıklı Sultan Türbesi, Atabey Gazi Türbesi, Hepkebirler Türbesi, Müfessir Alaaddin Türbesi, Hatun Sultan Türbesi, Şeyh Mehmet Efendi (Sacayaklı Sultan) Türbesi, Yılanlı Külliyesi, Nasrullah Külliyesi ve içerisinde yer alan Münire Medresesi (Bayraklı Medrese), Benli Sultan Külleyisi diğer başlıca turizm noktaları arasında yerini almaktadır.

El sanatları çarşısıTaşköprü ilçesinde Pompeipolis (Zımbıllı) harabeleri, Kastamonu Endüstri Meslek Lisesi yanında Ev-Kaya mezarı, İsmailbey Şehinşah kaya mezarları, Arslantaş mezar odası, Tekkeşin ve Ömerli köyleri arasında Kalenderağa kaya mezarları, Emirler köyünde Berat kaya mezarları, Kayalı köyünde İnönü mağaraları, Kavak köyünde Arı kayası, Baltacıkuyucağında Molla Ahmet kayası, Pınarbaşında Ilgarini Mağaraları arkeolojik alanlardan bir kaçıdır.

Kastamonu Arkeolojik ve Etnoğrafya Müzesi Batı Karadeniz bölgesinin Milli Sanat ve kültür kalıntılarının toplandığı bir müzedir. Müze binası Mimar Celaleddinbey tarafından 1909 yılında planı çizilmiş ve 1910 yılında İttihak ve Terakki Kulubü olarak inşa edilmiştir. İstiklal Savaşı yıllarında Kastamonu Gençlik Teşkilatı, sonra İstiklal Mahkemesi olarak kullanılmıştır. Daha sonra Halk Fırkası ve Türk Ocağı burada faaliyetini sürdürmüştür

Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Ağustos 1925′te Kastamonu’yu ziyaretinde Şapka ve Kıyafet İnkılabı bu binada ilan edilmiştir. Atatürk’ün şapka devrimini Kastamonu’da gerçekleştirme kararını ve bunun sebebini kendi sözleriyle şöyle özetliyor: “Niçin Kastamonu’yu seçtiğimi bilmezsin. Dur, anlatayım. Bütün vilayetler beni tanırlar; ya üniformayla veya fesli, kalpaklı sivil elbiseyle görmüşlerdir. Yalnız Kastamonu’ya gidemedim. İlk önce nasıl görürlerse öyle alışırlar, Türkiye beni öyle görür, yadırgamazlar. Üstelik, bu vilayetin hemen hepsi, asker ocağından geçmişlerdir, itaatlidirler, munistirler. Bunun için şapkayı orada giyeceğim.” der.

Azdavay Panaroma
Bina 1940 yılında Eski Eserler Deposu olarak kullanılmıştır. 1952 yılında da Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir. Müzede Jeolojik fosil kalıntıları ile Prehistorik çağlardan zamanımıza kadar gelen çeşitli medeniyetlerin kültür kalıntıları ve etnoğrafik eserler teşhir edilmektedir.

Coğrafi Yapı Kastamonu ili Batı Karadeniz bölgesinde 41 derece 21′ kuzey enlemi i!e 33 derece 46′ doğu boylamları arasında yer alır. Merkez ilçenin deniz seviyesinden yüksekliği 775m.dir. Yüzölçümü 13.108,1 km²dir. Bu ülke topraklarının %1,7’sini oluşturur.

Ilıca Şelalesi, PınarbaşıKastamonu İli çoğunlukla engebeli arazilerden oluşmaktadır, ilin kuzeyinde Batı Karadeniz Dağları bulunmaktadır. Karadeniz sahiline paralel olarak İsfendiyar (Küre) Dağları il merkezinin kuzeyinde, güneyinde ise yine doğu batı uzantılı Ilgaz dağları yer alır. Kızılırmak nehrinin iki önemli kolu olan Gökırmak, Taşköprü ve Devrez Çayı ise Tosya’dan geçer. İki ırmak civarındaki vadi-ovalar, Kastamonunun tarıma en elverişli alanlarını oluşturur.

Türkiye’nin Karadeniz’e doğru uzanan çıkıntısının büyük bölümünü kapsar. Doğuda Çatalzeytin ilçesinin Sinop ile birleştiği noktadan, batıda Kerempe burnuna kadar kıyı düz bir şerit halinde uzanır. Kerempe Burnunda bariz bir çıkıntı meydana getirerek güney batı doğrultusunda Bartın il sınırına kadar kıyı devam eder. Karadeniz’e olan bu kıyının uzunluğu 170 km’dir.

Kastamonu’nun yüzölçümünün %74,6’sı dağlık ve ormanlık, %21,6’sı plato ve %3,8’i ovadan oluşur. Dağılımdan da anlaşılacağı gibi ilin tarıma elverişli geniş alanları yoktur. Ancak vadiler etrafında küçük ovalar göze çarpar. Bunlardan önemlileri Daday ve Taşköprü ovalarını içine alan Gökırmak ile Tosya tarım alanını kapsayan Devrez Vadileridir. Ayrıca Araç Cide ve Devrekani çay yatakları çevresinde de ekim ve dikime elverişli alanlar bulunmaktadır.

Münferit olarak Yaralıgöz Dağı (1985m.), Göynük Dağı (1770m.), Dikmen Dağı (1471m.), Kurtgirmez Dağı (1450 m.) ,Güruh Dağı (1493m.), Ballıdağ {1400 m.), lsırganlık Dağı, Harami Dağı ve Elek Dağı önemli yükseltileri teşkil etmektedir. İlin güneyinde ise Ilgaz Dağları uzanmaktadır. Bu Dağlar yüksek ve devamlıdır. Kuzeyde Gökırmak ve Araç Çayı, güneyde ise Devrez Çayı vadileri ile sınırlanmıştır. En yüksek noktası Çatalılgaz tepesi (2565m.) dır.

Doğal Bitki Örtüsü
Gideros Koyu, CideKastamonu ilinde orman ve fundalıklar önemli bir oran teşkil etmektedir (%64), ormanlar daha fazladır (%56) ve Kastamonu İl merkezinin kuzeyinde sahil şeridi boyunca uzanan dağ silsileleri üzerinde iyice sıklaşır ve bu bölgeler sık orman bölgesidir.İlin Güneyinde Ilgaz bölgesinde de yaprağını dökmeyen oldukça sık orman örtüsü hakimdir, ilde genelde orman ağaçları Kızılcam, Karaçam, Sarıçam, Göknar, ardıç gibi ibrelilerle Kayın, Meşe, Kavak, Kestane ve Çınar gibi yapraklılardan oluşmaktadır. Ayrıca Ormangülü, Çobanpüskülü, Kocayemiş, Böğürtlen, Yabani fındık gibi ağaççıklar da görülmektedir. Yağış ve nem oranı yüksek olduğundan zengin bir orman altı örtüsü vardır.

Ağaç örtüsünün bulunmadığı ve tarım yapılmayıp mera olarak kullanılan kısımlarda çeşitli türden buğdaygil ve baklagil yer bitkileri yer almaktadır. Bunun dışında örtünün bozulduğu yerlerde bazı dikenli bitkiler görülmektedir.

Eğitim Liseler [değiştir]Kastamonu Endüstri Meslek Lisesi
Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi (Anadolu’da kurulan en eski lise[kaynak belirtilmeli])
Kastamonu Mustafa Kaya Anadolu Lisesi
Kastamonu Fen Lisesi
Kastamonu Göl Anadolu Öğretmen Lisesi
Kastamonu Prof. Dr. Saime İnal Savi Anadolu Lisesi
Kastamonu Kuzeykent Anadolu Lisesi
Kastamonu Aytaç Eruz Lisesi (Kastamonu’daki Tek Düz Lise)
Kastamonu İmam-Hatip Lisesi,
Taşköprü Anadolu Lisesi,
Tosya Anadolu Lisesi
Tosya İmam-hatip Lisesi
Taşköprü İmam-Hatip Lisesi
Taşköprü Sıtkı Erkek Çok Programlı Lisesi…(ve diğer ilçelerdeki liseler..)
Üniversite/Yüksekokullar Kastamonu Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi Kastamonu Tıp Fakültesi (2012-2013 döneminde Kastamonu Üniversitesine bağlanma çalışmaları sürmektedir)
Kastamonu Polis Meslek Yüksek Okulu
Spor Kastamonu’da çeşitli spor dallarında takımlar bulunmaktadır.

Futbol Kastamonuspor ilin futbol takımıdır. 1967 yılında kurulmuş ve 1967-1969 yılları arasında 2. ligde mücadele etmiştir. 1969′da 3. lige düşen kulüp, 1969-1977 yılları arasında 3. ligde mücadele etmiş ve 1977′de Amatör Lige düşmüştür. 1984-85 sezonunda yeniden 3. lige alınan kulüp, o tarihten beri 3. ligde mücadele etmektedir.

Voleybol Kastamonu Sağlıkspor ilin voleybol takımıdır. İlçesi Bozkurt’un voleybol takımı Bozkurt Belediyespor ise Aroma Erkekler Voleybol 1.lig’inde mücadele etmektedir.

Hentbol Hentbol Bayanlar Süper Ligi’nde, Kastamonu Sağlıkspor ve Kastamonu Üniversitesi Gençlikspor olarak iki takım ile temsil edilmektedir.

Ekonomik altyapı Sanayi Kastamonu – Organize sanayi [değiştir]Kastamonu Organize Sanayi Bölgesi İnebolu yolu 18. km’sinde gelindağı mevkiinde Halife ve Aksinir Köy hudutları dahilinde 100 hektar alanda kurulmuştur. 29.01.2004 tarih ve 5084 sayılı yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunun geçici 1 maddesi ve 02.07.2004 tarih ve 25510 sayılı resmi gazetede yayınlanan ” Organize Sanayi Bölgelerinde yer alan parsellerin gerçek veya tüzel kişilere bedelsiz tahsisine ilişkin yönetmelik” gereğince bölgemizde boş bulunan parsellerin tamamı tahsis edilmiştir. Organize Sanayi Bölgemizin altyapı inşaatı bitirilmiştir.

Temeli atılan Gülcan Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. yaklaşık 100 dönüm alan tahsis edilmiş, mobilya imalatı için 1500 kişilik istihdam sağlanacaktır.

Ayrıca Müteşebbislerle ilgili diğer çalışmalarda ise; Dortek Kapı San.ve Tic. A.Ş. 28.000 m2 kapalı alanda bölgenin en büyük kapı, mutfak ve banyo dolapları üreten fabrikası olarak Kastamonu iline istihdam sağlamaktadır. Daypa Gıda ve İhtiyaç Mad. Unlu Mam. İmal ve Paz. Koli. Şti.’ nin dondurma deposu faaliyettedir. Bülbüloğlu Gıda Sanayi Adi Ortaklığı inşaatı çatı seviyesindedir. Alpen Alüminyum PVC Doğrama, Mobilya, Isı Yalıtımlı Cam, Turizm ve İnşaat LTD. ŞTİ.1800 m² alanda geçici olarak imalat yapabilir seviyeye gelmiştir. Bürüt 400 dönüm alan tahsis edilen Kastamonu Entegre Ağaç Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kapalı alan olarak kaplayacağı alan 105.000 m² olup, 73.500 m² si tamamlanmış ve inşaatı hızlı bir şekilde devam etmektedir. Ayrıca Ayhan KÖMEÇ (Çelik Kontrüksiyon) inşaata başlamış olup, kazı yapılmıştır.

Diğer Müteşebbislerin proje çalışmaları devam etmektedir.

Organize Sanayinde toplam 35 adet sanayi parseli olup, 34 adet Sanayi tesisi kurulacaktır.

KASTAMONU ŞEKER FABRİKASI: 1950 sonlarında kurulan ve özelliştirilmesinden bahsedilen şeker fabrikası halen faal durumda olan önemli bir sanayii kuruluşudur.

KASTAMONU ET KOMBİNASI.??

Taşköprü Organize sanayi Bölgesi Taşköprü Organize Sanayi Bölgesi için yer seçimi 06.12.2005 tarihinde yer seçimi komisyonu tarafından yapılmış olup, belirlenen alan 70 hektardır. Taşköprü Organize Sanayi Bölgesinin 2006 yılı yatırım programına alınması için Bakanlığa teklifte bulunulmuş, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yer seçim komisyonu oluşturularak bu komisyonca seçilen alan Organize Sanayi Bölgesi alanı olarak önerilmiş (70 hektarlık alan) ve çalışmaları tamamlanmıştır.

Yer seçimi komisyonu tarafından incelenen alanın Kadastro ve Tapulaması mevcut olmadığından Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca; OSB çalışmalarına devam edilebilmesi için Kadastro çalışmaları tamamlanmış olup, Tapu tescilleri devam etmektedir.Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 08.06.2007 gün ve 6267 sayılı yazılarına istinaden de mevcut alanın jeolojik etüt raporunun hazırlanması istenmiş ve gözlemsel jeolojik etüdü yapılarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığına gönderilmiştir.Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 21.09.2007 tarih ve 10280 sayılı yazılarına istinaden; yatırım proğramı teklifinde değerlendirmeye alınmak üzere OSB Bilgilendirme Raporu hazırlanarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığına teslim edilmiştir.

TAŞKÖPRÜ KÂĞIT FABRİKASI: Seka tarafından kurulan Sigara Kağıdı Fabrikası,özelleştirme sonucunda MOPAK tarafından alınmış olup halen faaliyetini sürdürmektedir. Fabrika Taşköprü-Boyabat Yolu üzerinde 7. km.de, Çördük köyündedir.

EKOL AĞAÇ SANAYİ: Taşköprü’lü müteşebbislerce kurulan tesis,Boyabat yolu üzerinde olup ilçe merkezine yaklaşık 2-3 km. mesafededir. Taşköprüde ayrıca, Pekmez, sarımsak ve tekstille ilgili KOBİ’ler vardır.

Tosya Organize sanayi Bölgesi Tosya Organize Sanayi Bölgesi alanı olarak Tosya-Samsun-Karayolu 13 km Akseki Yazısı Mevkiinde 200 hektar alan Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yer tespiti yapılmıştır. Bu alana ait 1/100000 ölçekli hali hazır haritası yaptırılmıştır.

Ancak, Organize Sanayi Bölgesi Tosya Müteşebbis Heyetinin 2005 yılında almış olduğu karar ile mevcut alanın haklarının saklı kalmak üzere, özellikle hazine arazisi olan yerlerden yeni bir OSB alanı arama çalışmalarına başlanılmış olup, yapılan çalışmalar neticesinde Kurtbeli Mevkii Tayyare Meydanında bulunan büyük bir kısmı hazine arazisi olan 63 hektar alanın OSB alanı olarak tespit edilmesi kararlaştırılmış, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına yer seçimi için müracaat edilmiştir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yeni alan üzerinde yapılan çalışmalar neticesinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının belirlemiş olduğu Kurumlardan (DSİ Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Maden İşleri Genel Müdürlüğü ve Tarım İl Müdürlüğü) alınan görüşlerde yeni alanın OSB alanı olarak kullanılmasının uygun olacağı görüşlerinin alındığı bildirilmiş ve Müteşebbis Teşekkül Heyeti tarafından eski alandan vazgeçildiğine dair kararın Sanayi ve Ticaret Bakanlığına gönderilmesi halinde Yer Seçimi çalışmalarına devam edileceği bildirilmiştir.

Bunun üzerine Tosya Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyetinin 26.02.2007 tarihinde yapılan toplantısında, 200 hektarlık eski alandan vazgeçildiği ve yeni alan için yer seçimi yapılması doğrultusunda karar alınmış ve alınan bu karar Sanayi ve Ticaret Bakanlığına gönderilmiştir.

Yeni belirlenen OSB alanı için yer seçim komisyonunca 26.04.2007 tarihinde mevcut alan üzerinde gerekli çalışmalar yapılarak yer seçim raporu düzenlenmiştir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 03.09.2007 tarih ve 9802 sayılı yazılarına istinaden, yeni seçilen alana ait gözlemsel etüd raporu hazırlama çalışmaları devam etmektedir.Tapu Sicil Müdürlüğünce onaylı mülkiyet listelerinin çıkartılması, Kadastro Müdürlüğünce onaylı 1/5000 ölçekli kadastral pafta ile birlikte istenilen evrak ve belgeler Sanayi ve Ticaret Bakanlığına gönderilecektir.

Seydiler Özel Organize sanayi Seydiler Özel Organize Sanayi İnebolu-Kastamonu yolu üzerinde Kocakırı mevkiinde toplam 1.088.000 m²’lik alan üzerinde kurulmuştur. 1998 yılında Seydiler Belediye Başkanlığının kendi imkânlarıyla altyapı projeleri ve şahıs arazilerinin kamulaştırma işlemleri tamamlanmıştır.47 parsel arsanın yatırımcı firmalara tahsisi sağlanmış, 10 yatırımcı firma yatırımlarına başlamıştır. Şuanda 3 tane fabrika deneme üretimine başlamış olup, 9 tane fabrika inşaatı da farklı aşamalarda devam etmektedir.

Seydiler Özel Organize Sanayi tam olarak faaliyete geçtiğinde 2000-2500 kişiye istihdam sağlanacaktır.

5084 SAYILI TEŞVİK YASASI KAPSAMINDAKİ YATIRIMLAR İlimizde yatırım yapmak amacıyla 9 adet taşınmaz mal 5084 sayılı kanuna göre yatırımcılara tahsis edilmiştir.

Bu taşınmazların toplam değeri 12.007.259,45 YTL’dir.

Bu yatırımların öngördüğü istihdam sayısı ise 768 kişidir.

Yatırımlar; Gemi yapımı tersanesi, Çelik ve Ahşap Deniz Araçları Tersanesi Tesisleri, Özel Hastane ve Yardımcı Hizmet Binası, Beton ve Hazır Beton Elemanları Tesisleri konularından oluşmaktadır.Bu yatırımların bedelsiz devir işlemleri tamamlanmıştır. Cide Gemiyat Sanayi ve Ticaret A.Ş ile Yapı Kur. Mim. Müh. İnş.Ür.Makine İml.İth.İh.San.Tic.Şirketleri üretime başlamış, diğerleride yatırım amaçlı faaliyetlerine başlamıştır.

Ayrıca; Cide İlçesinde ART İnş. Taah.San. ve Tic. A.Ş’ne 9.928,17 m²’lik alan ile 13.153,12 m²’lik alan üzerinde deniz ulaşım nakil araçları üretimi ve yatırım imalatı yapmak amacıyla Maliye Bakanlığından bedelsiz kullanma izni talebinde bulunulmuştur.

KASTAMONU SFC AĞAÇ SANAYİ SFC Firmasının Dortek kapı sanayi 1. kısım 2004 yılında işletmeye alınmış ve 360 kişi istihdam edilmiştir. 2. kısım tesislerinin inşaatı bitmiştir. Kingdoor monoblok kapı üretimine 2006 yılında başlanmıştır. Parke, dış cephe kaplaması ve monoblok pencere deneme üretimine başlanmıştır.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına ait işlemler [değiştir]Akaryakıt dağıtım şirketlerince akaryakıt ürünlerine uygulanan fiyat düzenlemeleri aylık olarak İlçe Kaymakamlıkları, bütün Kamu Kurum ve Kuruluşları ile özel ve tüzel kişiliklere talepleri halinde bildirimde bulunulmuştur.

Bakanlığa bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce ihaleye çıkarılan,ruhsatları iptal edilen maden sahaları ile ilgili yazışmalar yapılmıştır.

Ulaştırma Bakanlığına ait İşlemler 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve bu Kanuna istinaden hazırlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 2. maddesine istinaden hazırlanan “Kastamonu Valiliği Karayolu Taşıma Yönergesi” kapsamında İlimiz sınırları içerisinde ve 100 km’ye kadar olan mesafelerde yolcu taşımacılığı yapmak isteyenlerin talepleri incelenmiş, uygun bulunanlara (Y) türü taşımacılık belgesi düzenlenmiştir.

Valilik Makamı tarafından verilen diğer görevler ifa edilmiştir.

İl Müdürlüğümüze 2005 yılı sonu itibariyle 6028 adet evrak girişi ve 1645 evrak çıkışı yapılmış, ayrıca çeşitli konularda 422 adet Valilik ve Müdürlük oluru alınmıştır.

Ticaret [değiştir] İç ticaret İl Hudutları içindeki İç Piyasa Faaliyetleri [değiştir]Kastamonu İlinin ticaret hayatı genel olarak il merkezinde toplanmaktadır. Tosya, Taşköprü, İnebolu ilçelerinde de ticaret hayatı bir nebze gelişmiştir.

Kastamonu ilinde ticari yoğunluk, giyim, tuhafiye, dayanıklı tüketim maddelerinin yanı sıra tarıma dayalı olarak, kendir elyafından mamul ip, sicim, urgan ile sarımsak, yün ve tiftik sayılabilir.

İl Merkezi dışında Tosya ilçesinde yine tarıma dayalı pirinç, elma, kıl ipliği ve telacılık, inşaat tuğlası ile linyit kömürü, küre ilçesinde kireç imali, bakırlı prit cevheri, Azdavay ilçesinde taşkömürü, Abana ilçesinde elektrik motoru ve çeşitleri, yine il merkezinde tekstil, Araç ilçesinde tekstil, İnebolu’da ambalaj sandığı, Cide ilçesinde kereste ve mobilya mamulleri ile Taşköprü ilçesinde sigara kağıdı ve jüt ipliği önemli ticaret mallarındandır.

Diğer illerle ilgili mübadeleler İlimizden diğer illere gönderilen mamuller, başta kereste, doğrama, yonga-levha, ağaç parke, sarımsak, pirinç, canlı hayvan ve hayvansal ürünler (et, süt ve süt mamulleri, deri), kıl ipliği, tela, kendir elyafı, ip, sicim, urgan, bakırlı prit, sigara kağıdı ve çeşitleri, jüt ipliği, inşaat tuğlası, kristal şeker, küspe, zincir, elektrik motoru, konfeksiyon başlıcalarındandır.

SAĞLIK HİZMETLERİ: Kastamonu merkezinde yer alan Kastamonu Devlet Hastanesi(Münif İslâmoğlu), Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi, Özel Uğurlu ve Anadolu Hastaneleri, İle bağlı ilçeler yanında civar iller-özellikle Sinop-dan gelen vatandaşlarımızın başvurduğu sağlık merkezleridir. Fizik tedavi ve Rehabilitasyon merkezi, tüm Türkiye’den hastaların başvurduğu alanında Ülkemizdeki 4 merkezden biridir

Tags: , , , , , ,

Leave a Reply

Copyright © 2012 Chatroulette

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!

sohbet sohbet siteleri sohbet